Sezai Karakoç’un Mona Roza şiiri hikayesi

Sezai Karakoç’un Mona Roza şiiri hikayesi
Yayınlama: 22.07.2026 17:23
A+
A-

Sezai Karakoç’un unutulmaz eserleri arasında yer alan “Mona Roza” şiirinin ardındaki hikâye, yıllar sonra yeniden ilgi odağı oldu. Şiirin ilham kaynağı olduğu belirtilen Muazzez Akkaya’nın eser hakkında yaptığı açıklamalar, uzun süredir merak edilen detayları tekrar gündeme taşıdı. Yaklaşık 70 yıldır konuşulan Mona Roza’nın hikâyesi ve şiirin başkahramanı olarak anılan Muazzez Akkaya’nın hayatı, araştırılan konular arasında yer aldı. İşte Mona Roza şiirinin bilinmeyenleri…

Şair Sezai Karakoç’un adına Mona Roza şiirini yazdığı, Cemal Süreya’nın uğruna soyadından bir harf eksilttiği Muazzez Akkaya o yılları ilk kez anlattı. 94 yaşındaki Akkaya “Bana yazılan şiirleri zaman içinde ne yazık ki kaybettim, buna gerçekten üzülüyorum, keşke saklasaydım.” dedi. Peki, Mona Rosa şiiri hikayesi nedir? Muazzez Akkaya kimdir? İşte, detaylar…

SEZAİ KARAKOÇ’UN ISRARCI BİR TAVRI VARDI

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisine ilişkin, “Cemal Süreya daha çok cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girince aynı şiiri tahtada da görürdüm. Şiirlerin ona ait olduğunu sonradan öğrendim. Ben o dönem bu şekilde bir arkadaş edinmeyi, ilerletmeyi hiç düşünmedim.” diye konuştu.

Sezai Karakoç’un ise daha ısrarcı bir tavrının bulunduğunu vurgulayan Akkaya, o dönem yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

“Büyüklerimizin kafamıza çiviyle çaktıkları bazı fikirler var, ‘erkek yaşça büyük, hanımı ondan küçük olmalı’ gibi. Annem-babam, çevremdeki herkes de böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş kadar küçüktü, benim için ilk handikap oydu zaten. Bu nedenle ihtimalini bile düşünmedim çünkü kafamda yaş konusu yerleşmişti.”

TERCİH YAPMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM, EŞİMLE MUTLU BİR HAYATIM OLDU

Sezai Karakoç’la da detaylı hiçbir diyaloğunun olmadığını vurgulayan Akkaya, “Üniversite 2. sınıftaydık. Yazdığı şiirleri bana vermek için çok uğraşıyordu, ben mecburen tekrar ısrar etmesin diye alıyordum. Ama dediğim gibi o zamanlar okuldan biriyle arkadaş olmayı, ikisinden birini tercih etmeyi hiç düşünmedim. Okul sonrası seçtiğim eşim, o da Mülkiye mezunu olan rahmetli Orhan Giray’la çok mutlu bir hayatım oldu, 4 güzel evlat yetiştirdik.” ifadesini kullandı.

MONA ROZA ŞİİRİNİN HİKAYESİ

Ahmet Hakan ise 2006 yılında Hürriyet’teki köşesinde gizemli aşkın gizeminin çözüldüğünü ve Muazzez Akkaya’yı bulduğunu açıklamıştı. Köşe yazısında hikayeyi şöyle anlatıyor;

Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un “Mona Roza” şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.

O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.

Şunlar yazılıydı e-postada…

“Selam Ahmet Bey… Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe.”

Hemen bir yanıt yazdım: “Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?”

“Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik.”

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek…

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat on ikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Yağmurlardan sonra büyürmüş basak

Meyveler sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yasarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece güne

Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kirik kus merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller.

Orta okul mezunu memurlardan Hamid Akkaya ile Fitnat Hanım’ın kızıdır. 1930’da Geyve’de doğdu. Kandilli Lisesi’ni bitirmesinin ardından 1949’da Mülkiye Mektebi’nin yatılı sınavını kazanan ilk kız öğrenci olduğunu ama o dönem kız yatakhanesi olmadığı için okula evden gidip geldiğini anlatan Akkaya, ilk senesinde iki kız olarak başladıkları üniversite yıllarında zorlanmadığını, sonrasında 8 kız öğrenci arkadaşıyla güzel anılar biriktirdiklerini ifade etti. Muazzez (Akkaya) Giray, Mülkiye’yi bitirdikten sonra Hazine avukatlığı yapmış, Maliye Bakanlığı’na çalışırken aynı kurumdan Orhan Giray’la aşk evliliği yaparak evlenmiş ve 3 çocuğu olmuştu. Nisan 1955’te Karayolları Genel Müdirliği, Ağustos 1955’te tekrar Maliye Bakanlığı, Mart 1957’de Devlet Su İşleri Gn. Müdirliği Teşkilatlarında Memurluklara girdi. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesi’nde fark sınavı verip sertifika aldığından, Ocak 1960’da Maliye Bakanlığı Hazine Avukat stajyerliğine, sonra Avukatlığına getirildi. Eylül 1964’de Eşi Orhan Giray’ın Tel-Aviv Mali Müşavirliğine nakli üzerine memuriyetten ayrılıp Tel-Aviv’e gitdi. 1967’de yine eşiyle birlikte Yurd’a dönüp avukatlığa başladı. Adına Mona Rossa şiiri yazılan Muazzez Akkaya, 82 yaşında iken bir bankanın reklam filminde de rol almıştı.

Haliç’te tur teknesinden denize düşerek yaşamını yitiren personelin yeni görüntüsü ortaya çıktı

HALİÇ’te Atatürk Köprüsü’nün altından geçiş yaparken köprü ayağına çarpan tur teknesindeki gemi personeli Yasin Konya (32), dengesini kaybederek denize düştü. Konya’nın cesedi ekiplerin çalışması sonucu bulundu. Yasin Konya’nın denize düştüğü anlara ait yeni görüntüler ortaya çıktı. (DHA)

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org