Harvard’dan Şırnak’a uzanan doktorluk hikayesi: Yalnızca steteskobu, bilgisi, vicdanı… ‘Diğer köylere gösterip övünüyoruz’

Harvard’dan Şırnak’a uzanan doktorluk hikayesi: Yalnızca steteskobu, bilgisi, vicdanı… ‘Diğer köylere gösterip övünüyoruz’
Yayınlama: 13.01.2026 08:25
A+
A-

Seher Sena Elagöz, dört çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak ablası ve abisinin izinden gidip doktor olma hayalini gerçekleştirdi. Bu hayal, 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduğunda sadece bir diploma değil, ona dünyaya açılan bir kapı sundu. ABD’de Harvard’da sunum yaptı, Chicago’da dahiliye asistanlığına kabul edildi. Ancak bugün Sena, Şırnak’ta 500 haneli bir köyün tek doktoru. “Her gün ağladığım günlerin sonunda, Şırnak bana çok iyi geldi. Burada insanların gözlerinde gördüğüm saygı ve minnet, aldığım dualar ruhumu besledi” diyor.

Seher Sena Elagöz, küçük yaşlardan beri ablası ve abisi gibi doktor olmayı hayal ediyordu. Bu hedef doğrultusunda çıktığı yolda en büyük adımı, 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak attı. Mezuniyet öncesinde okulun düzenlediği bir araştırma projesi yarışmasına katıldı ve dereceye girerek ABD’de doktorlukla tanıştı. Harvard’da sunum yaptı, ardından zorlu USMLE sınavlarını başarıyla geçerek sertifikasını aldı.

ABD’de çeşitli kliniklerde gönüllü olarak görev alıp deneyim kazanan Sena, sonrasında Chicago’da dahiliye asistanlığına kabul edildi. Bugün ise Şırnak’ta, sınır hattına yakın, on yıldır doktor yüzü görmemiş bir köyde görev yapıyor. Yanında ne son teknoloji cihazlar var ne de kalabalık bir ekip. Çoğu zaman yalnızca steteskobu, bilgisi ve vicdanıyla hastalara şifa dağıtıyor.

’10 YILDIR DOKTOR OLMAYAN BİR KÖYDE DÜZEN KURMAYA ÇALIŞIYORUM’

Amerika’dan dönüş kararı Elagöz için kolay olmadı. Kendi ifadesiyle bu karar ne tamamen ona aitti ne de duygusal olarak hazır olduğu bir zamana denk geldi. Dönüşün ağırlığı, belirsizlik ve hayal kırıklığıyla birleşti. Sosyal medyada bu süreci anlatmak, her gün yeniden plan yapmak ve aynı anda özlemle baş etmeye çalışmak onu epey yordu. Ancak Şırnak’ta karşılaştığı manzara, bu yorgunluğun yönünü değiştirdi. İnsanların gözlerindeki saygı, minnet ve her gün edilen dualar; onu yavaşlatan, durup etrafına baktıran ve neden burada olduğuna dair cevaplar veren bir şeye dönüştü.

“Şırnak’a gelirken bilinmezliğin verdiği bir korku hakimdi”diyen Sena,“Çünkü burayı küçüklüğümden beri maalesef hep şehit haberleriyle tanıdım.Yolda gelirken sürekli askeri araç görmek hem bir huzur veriyordu hem de kalbime garip bir endişe düşürüyordu. Ancak geldiğim ilk günden beri burada halk beni öyle sıcak karşıladı, her ihtiyacımda yanımda oldu ki… Ben aslında ilçeye atanmıştım. Bunları gördükten sonra kendim de taşın altına elimi koymak istedim ve gönüllü olarak köye görevlendirme istedim. On yıldır doktoru olmayan bir köyde düzen kurmaya çalışıyorum”şeklinde konuştu.

‘HER HAFTA 1 GÜN AŞILARI İLÇEDEN GÖTÜRÜP GETİRİYORUZ’

Hiç beklemediği şekilde Şırnak’ın kendisine iyi geldiğini söyleyen Sena,“Çünkü burada insanların gözünde gördüğüm o saygı ve minnet, her gün aldığım dualar ruhumu besledi ve biraz sakinleşip durup etrafıma bakmamı sağladı. Ama ailem de hep benim yanımdaydı. Annem sağ olsun, nereye gitsem yanımdadır, beni asla yalnız bırakmaz.Amerika’da da yanımdaydı, Şırnak’ta da. Babam, kardeşlerim, hepsi hep yanımdaydı. Telefonda saatlerce ablamla beraber ağlayıp abimle planlar kurduk; yine diğer abimle dertleştik. Arkadaşlarım ise her zaman ‘Sen nerede olursan ol orayı güzelleştireceksin’ diyerek destek oldular bana. O yüzden bu konuda çok şanslıyım.Tabiisosyal medyaailemi de unutmamak gerekir. Her zaman hep destek, tam destek yanımda oldular”bilgisini paylaştı.

“Burada, elektriğimiz sık sık gidiyor, jeneratör var ama bakım gerekli, gelmelerini bekliyoruz”diyen Sena,“Su deseniz köyün büyük sorunu. Aşı dolabımız yok; her hafta bir gün aşıları ilçeden getirip götürüyoruz çocuklar için. En yakın eczane ilçede. Bunların hepsi bana sadece olanları değil, olabilecek olanları da önceden görüp önlem alarak köye gitmeyi öğretti. Köyün tek doktoruyum, 500 hane benden sorumlu, bana bel bağlamış”dedi ve ekledi:

“Zaman zaman “Ben burada ne yapıyorum ya” dediğim anlar oluyor. Dağları, inekleri izliyorum. Tam o anda yaşlı bir amca ya da teyze zor bela yürüyerek enjeksiyona geliyor, bana “Allah senden razı olsun, sen buralara yabancısın ama bizim için buradasın” diyor, dua ediyor. Küçük kızlar Yerli Malı Haftası’nda bana da kek getiriyor. Hayallerini sorduğumda “Ben de senin gibi doktor olmak istiyorum diyorlar. Ben 27 yaşındayım ama eminim ki burada kazandığım deneyimler, yaşımın ve mesleki tecrübemin hiçbir yerinde elde edemeyeceğim tecrübeler olacak.”

‘DİĞER KÖYLERE SİZİ GÖSTERİP BİZİM DOKTORUMUZ DİYE ÖVÜNÜYORUZ’

‘İlk geldiğim günlerde rahat olduğum, oturduğum her gün için kendimden utandım’şeklinde konuşan Sena,“İnsanlar gelip’İnşallah hiç gitmezsiniz, bizim hiç doktorumuz olmadı burada. Çocukların aşılarını kaçırdık, en ufak bir şey için ilçeye gidiyoruz. Çok ihtiyacımız var’dedi; her biri ayrı ayrı. Her gelen patik kulice (buraya özgü birtatlı), kek, sarma bir şeyler getirdi. Herkesin cümlesi ‘Neye ihtiyacın olursa biz buradayız hocam’oldu. Hatta bazen’Sizin sosyal medyanızı diğer köylere gönderip ‘Bakın bizim doktorumuz’ diye övünüyoruz’dediler. Çok mutlu oldum. Beni gerçekten çok sahipleniyorlar”ifadelerine yer verdi.

‘Kendi halkınıza hizmet etmek ayrı bir boyut, bir diğer yandan da eksiğin bu denli fazla olduğu bir bölgede bulunmanın maneviyatı anlatılamaz, yaşanır’diyen Sena,“Beni en iyi buraya atanan öğretmenlerimiz anlayacaktır. Bir de kültür farkı var tabii. ABD’de insanlar her ne kadar iyi ve saygılı da olsa, bizim kültürde bir sıcaklık var, bir “dua edeceğim size” var.Amerika’da bunlar olmuyor; bir hastadan “Allah sizden razı olsun” cümlesini duyamıyorsunuz. Bunlar benim için çok önemli noktalar.ABD’de kız çocuklarına HPV aşısını konuşurken, Şırnak’ta eksik olan bebeklik aşılarını tamamlıyoruz. İnsan bazen sorgulamadan edemiyor dünyanın sistemini; konu özellikle çocuklar olunca”bilgisini paylaştı.

‘BURADAKİ HER GÜNÜM, RAHAT GEÇİRDİĞİM GÜNLERİME DERS OLUYOR’

Köyde günlerinin gayet sakin olduğunu dile getiren Sena,“Sabah gelip aşıları açıyoruz. Genellikle her sabah 2–3 yaşlı hastamız enjeksiyona geliyor, biraz yoruluyorlar yürürken. Onlara bir çay ikram ediyoruz, biraz sohbet ediyoruz, sonra gidiyorlar.Biz de hasta gelmezse bir kahvaltı yapıyoruz. Öğlene doğru hava güzel olursa inekler çıkıyor, geziyor, sağılıyor, onları izliyorum. Gelen hastalara bakıyorum. Her öğle mutlaka köyden biri ‘Hocam yeni yaptık, size de getirdik’ diye yiyecek bir şeyler getiriyor.Mesai bitimine doğru da ilçeye geri dönüyorum. Ben her gün ilçeden gelip gidiyorum, köyde ev bulmak çok zor. Bir lojman var ama eksiği çoktu, ben de ilçeden git-gel yapmaya karar verdim”şeklinde konuştu.

‘Yıllardır doktor yok diye “köye doktor geldi” denince, şikâyeti olmasa bile herkes bir defa muayene olmak için geldi’diyen Sena,‘Bir görünelim’ diyorlar. Çocuklar da geliyor, 2–3 aşıları var ama aranmalara rağmen gidememişler, çünkü arabaları yok. Su yok. İnsanlar duş alamıyor, tankerlerle su geliyor depolara. Akraba evliliği çok yaygın olduğu için sendromik bebekler çok fazla. Bir gün gece vakti bir adli vaka için çağırıldım. Detay vermeyeyim ama yine kız alma–verme olaylarından bir eve ateş düştü. Yollar karla kapanıyor, acillere gidiş çok zor oluyor köylerden. Yani anlayacağınız, buradaki her günüm, önceki hayatımda yaşadığım rahat günlerime bir ders oluyor”ifadelerine yer verdi.

‘KADIN HASTALAR NE KADAR RAHATSA, ERKEKLER DE O KADAR ÇEKİNGEN’

Kadın doktor olarak özel bir zorluk yaşamadığını dile getiren Sena,“Köyhalkı çok saygılı. Ben köyde kalmıyorum, önceki yıllarda gelen hemşire hanımların mesai dışında enjeksiyon için kapılarının çalındığını duymuştum ama ben köyde kalmadığım için buna hiç denk gelmedim. Tabii ki her gün git-gel yapmak, soğukta durmak, köy şartları epey zorluyor.En güzel bağları bebekler ve çocuklarla kuruyorum. Çocuklar beni idol olarak görüyor, her gün gelip etrafımda durup beni izliyorlar. Bebekler içinse her aşı gününde, anneleri izin verdikçe hepsini seviyorum, kucağıma alıyorum.Aileler size öyle güveniyor ki, direkt emanet ediyorlar yavrularını. Erkek hastalar çok çekinirken, kadın hastalar benimle konuşurken çok rahat oluyorlar”dedi ve ekledi:

“Genel olarak da hastalarla iletişimim epey kuvvetlidir. İlaca ihtiyacı yoksa sebeplerini uzun uzun anlatırım ve hastanın güvenini kazanırım. Yaşlılarla da aram çok iyidir; ASM’den hep dua ederek ayrılırlar. Güler yüzlü ve konuşkan bir doktor olmam işe yarıyor. Dezavantaj olarak çok büyük bir şey yaşamadım. Doktora saygı çok fazla, ne derseniz ‘Başım gözüm üstüne’ diyorlar. Sadece bazen biraz küçük görünmem ilk başta ‘Bu mu doktor?’ etkisi yaratıyor. Sonra konuşunca ‘Heh tamam, bizim doktor kız işte bu’ diyorlar.”

‘YAŞLILARIN SIRTINI SIVAZLAYP DUA ETTİĞİ O DOKTOR OLMAYI HEDEFLİYORUM’

‘Eksikleri görüp elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama bazen çok basit işler bile çok uzun zaman alıyor ve insanın siniri bozuluyor’diyen Sena,“Tek başına mücadele vermek gerçekten zor. Bir hafta su olmadanhastabaktım. Elektrik olmadığı için üşüyüp hastanelik oldum. Borular tıkandı, aşıyı su bastı ama ben hasta bakmaya devam ettim. İnternet yoktu, reçete yazamıyordum, ilçeye gidip tek tek reçete yazmak için mesai dışında müdürlükte bilgisayar kullandım. O kadar çok şey var ki. Amacım şikâyet etmek değil, yorulup düzelmesini sağlamak”şeklinde konuştu.

Bilim ve yaşam standartları açısından kıyaslanamaz farklar olduğuna değinen Sena,“Amerika bu konuda dünyanın en iyilerinden. Ama elinizde her imkân varken hastaya tanı koyup tedavi etmek ile elinizde hiçbir şey yokken tanı koyup tedavi etmek arasında çok büyük bir fark var.Ben burada çoğu zaman sadece muayene ederek tanı koyuyorum; kan alamıyorum, teçhizatımız yok. Şüphelenirsem yönlendiriyorum. Hatta yönlendirdiğim bir uzman hocam, “Doktor hanım, hastanıza test bile yapmadan en doğru tedaviyi vermişsiniz; ben üstüne ekleme yapmayacağım” dedi. Çok gurur duydum ve hocama güzel sözleri için teşekkür ettim.Ama en büyük fark, en başından beri söylediğim gibi, manevi duygular. Ben burada; yaşlıların sırtını sıvazladığı, küçüklerin örnek aldığı, bebeklerin gülerek geldiği, insanların güvendiği ve dua ettiği o doktor olmayı hedefliyorum”ifadelerine yer verdi.

‘VİCDANINIZI VE MERHAMETİNİZİ KAYBETMEYİN’

Kendisinin yolunuzdan gitmek isteyen genç doktorlara söylemek istediklerini sorduğumuz Sena,“Hayat her zaman planladığınız gibi gitmeyecek sevgili meslektaşım.Düşeceksin, kalkacaksın, başaracaksın, başarısız olacaksın, vazgeçeceksin, yorulacaksın. Böyle anlarda önemli olan iniş çıkışlara ayak uydurabilmek. Çünkü insanız ve en önemli yeteneğimiz adapte olabilmek.Doktor olarak yurt dışında kendinize katacağınız çok fazla şey var; gidin, görün, öğrenin. Ama burada da size gözlerinde ışıltıyla bakacak birileri olduğunu unutmayın”dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Fakültede hep anlatılır: ‘Cemişgezek’te tek doktorsun, sadece steteskobun var ve hastan geldi, ne yaparsın?’ diye. Ben şu an o anlatılan doktorluğu yapıyorum. Merak etmeyin, eğitiminiz size ışık gösterecek. Babamın bana fakülteye girerken söylediği gibi, sizden tek ricam: Vicdanınızı ve merhametinizi kaybetmeyin. Sizin önemsiz gibi gördüğünüz bir bilgi, burada insanların kulağına küpe oluyor. Her neye ihtiyacınız olursa olsun, tıp camiasında mutlaka yardım bulursunuz.”

Emlak ilanlarıyla tuzağa düşürdüler! Tapu müdürlüğünde akılalmaz tuzak

Batman’da iki otomobil çarpıştı! 3 ölü, 3 yaralı

SON DAKİKA HABERİ: Tatil haberleri peş peşe geliyor! Eğitime kar engeli

Tokat-Sivas yolunda feci kaza! Yolcu otobüsü TIR’a çarptı

İZSU’dan Kritik Uyarı: 12 Ocak İzmir Su Kesintisi Ne Zaman Bitecek? İzmir’de Hangi İlçelere Ne Zaman Su Verilecek?

İPTAL SEFER SORGULAMA 12 OCAK 2026 |İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda iptal edilen uçuşlar hangileri?

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.